GAZİ'DE İLKYAZ

Bu site Atilla İlkyaz'ın ''Gazi Üniversitesi - Mesleki Resim Yüksek Lisans Öğrencileri'' tarafından kurulmuştur, bir İLK'dir...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yaşayan En Önemli Sanatçılardan "G. Helnwein"i tan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mcomen



Erkek
Mesaj Sayısı : 5
Yaş : 37
Kayıt tarihi : 25/03/07

MesajKonu: Yaşayan En Önemli Sanatçılardan "G. Helnwein"i tan   1/4/2007, 22:34

Bak Dergisi'nin 5. sayısında konumuz "Oyun". Çocukken oynadığınız oyunları hatırlıyor musunuz?

Hatırladığım kadarıyla benim çocukluğumun zamanları karanlık ve sessizdi. Pek birşey olmazdı. Renkler, şarkılar ve kahkahalar yoktu. Büyük savaştan sonraki Viyana o zamanlar gerçekten depresif bir şehirdi. Boşluktaki çocukluğumdan hatırladığım tek oyuncağım büyükannemim benim için yaptığı büyük kırmızı ayı. Her ne kadar bu sessiz ve çirkin arkadaşı sevip hep yanımda taşısam da, onun ifadesi yeni beyin ameliyatı olmuş ve oyun oynayamayacak kadar üzgün bir insanınkiyle aynıydı.

Bunların hepsi ilk Donald Duck karikatür kitabımı açtığımda aniden değişti. Artık Duckburg'ün kutsal bölgesine girmiştim ve hayatımda ilk kez renkleri görüp harikalar ve mucizeler diyarında olduğumu farketmiştim. Sınırları olmayan ve sonsuz olanaklara sahip bir dünyada...

Varyemez Amca'yla beraber bir para yığınına daldığımız gün - ki bu benim ilk oyunumdu - benim doğduğum gün oldu.

Yakın geçmişte çocuklar için yayınlanan televizyon programları ve çizgi filmler çok daha masumdu. Çocuklara, klasik müzik eserlerinin süslediği daha yumuşak çizgiler eşlik ederdi. Bugün, bu tip programlara savaş ve şiddet içeriğinin hakim olduğunu görüyoruz.

Maddeciliğin sonunda zafer kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Dünya perilerden, cadılardan, elflerden, meleklerden, büyülü kalelerden ve saklı hazinelerden arındı. Hayal kurmak bugünlerde çocukların beyni için kimyasal bir dengesizlik olarak görülüyor.

Milli güvenlik sebebiyle artık kaçacak hayal alanları yok- çocuklar yetişkinlere ait acımasız konularda ve genel bir delilik hali içinde boğuluyor: Dünya artık borsa, tecavüz, savaş, zehirlenme, televizyon-salaklığı, prozak, hapishane kampları, kainat güzeli yarışmaları, genetik mühendislik, çocuk pornosu, Ronald McDonald, akıl hastaneleri ve işkence dünyası.

Siz, yetişkinler yerine çocuklarla iletişim kurmayı tercih ediyorsunuz. Onların dünyasında herşeyin mümkün olduğunu ve hayal güçlerine konulan hiçbir sınır olmadığını söylüyorsunuz. Bu bizim bir daha sahip olamayacağımız büyük bir güç. Siz de bazen gençlik yıllarınıza dönmek istiyor musunuz? Bugünkü birikiminizle bunu gerçekleştirme şansınız olsa hayatınızda ne gibi değişiklikler yapardınız?

Aslında ben hiç tam olarak büyümeyi başaramadım. Hiçbir zaman çocuksu saflığımdan ve etrafımda olan şeylere duyduğum şaşkınlıktan kurtulamadım. Şimdiye kadarki hayatım hatalar ve köpek pisliğine basma silsilesi gibiydi, ama hep hatalarımdan ders almaya çalıştım. Tekrar başlayabilecek olsam tamamen faklı yapacağım çok fazla şey var. Öncelikle her zaman toplumumuzu umursayan çok önemli, şişirilmiş ve ben-merkezci otoriteleri ve “uzmanları hiç dinlemezdim. Kendi gözlemlerime güvenirdim ve kendi kararlarımı verirdim, ve herkesi memnun etmek için zaman harcamazdım.

Sanat çalışmalarınızda, yarattığınız depresif atmosferle tanınıyorsunuz. Ayrıca, dışarıdan bakılınca stüdyonuz da aynı izlenimi veriyor. Bu gizemli durum sizin kişiliğinizi ya da hayat tarzınızı yansıtıyor mu?

Leonardo demiş ki: “Ressamın zihni yansıttığı şeyin rengini alan bir ayna gibi olmalıdır..‿ Bugünün aynası olmak çok zor bir iş. Etrafımda olup bitenleri ister istemez çalışmalarıma yansıtıyorum: Lübnan ve Irak’taki “barış sağlayan bir gücün‿ beyaz-fosfor bombasıyla beyinlerini uçurduğu çocukların cansız bedenleri. Bu gibi kareler televizyonda ve bilgisayar ekranında geçip duruyor son günlerde. Evet resimlerimde bunların yorumları var, ama bu aynanın arkasındaki adamı gördüğünüz anlamına gelmiyor.

İçten içe ben bir rönesans adamıyım: Büyük bir evde geniş bir aile ve bir sürü arkadaşla yaşıyorum: sanatçılar, yazarlar ve müzisyenler, çocuklar, hayvanlar ve manzaralarla çevrelenmiş diğer garip yaratıklar. Akşam yemeklerimiz aynı Güney İtalya’daki gibi, uzun sürüyor ve felsefe, sanat, politika ve tarih tartışılıyor. Müzik çalıyor, şiirlerden alıntılar yapılıyor, bazılarımız ata biniyor ve eşim yerel barlardaki eski danslara bile katılıyor.

Bazen simyacı kulemde emekli olup, çalışmak ve okumak istiyorum.

Özgün stilinizi oluştururken hangi sanatçılar ya da akımlar sizi etkiliyor?

Carl Barksen'in Duckburg evreni ve 18-19. yüzyıl Avrupasındaki"Romantizm" çağı beni çok etkilemiştir. Ayrıca sonsuz listede birkaç isim saymak gerekirse Goya, Francis Bacon, E.A. Poe, Arthur Rimbaud, Antonin Artaud, William Burroughs, Bukovski ve müzikte Bach, Mozart, Richard Wagner, blues, the Rolling Stones, Captain Beefheart.

Fotoğraf da çeken çok iyi bir ressam olarak hiper-gerçekçilik konusunda ne düşünüyorsunuz ve neden bunu tercih ediyorsunuz?

Etiketleri ve -izmleri pek umursamıyorum. Sanat tarihçisi değilim ve sanatın teknik yapısıyla çok fazla ilgilenmiyorum.

Ben sanatın size dokunup, harekete geçirebilecek ve sizde duygusal etkiler bırakabilecek olan gücüyle yani kalitesiyle ilgileniyorum. Kalbinizde yangın çıkarabilen ve iç dünyanızı alt üst eden kısmıyla...

Eserlerinizde hangisi daha önemlidir? Sanatsal estetik mi, izleyicinin duyguları mı?

Bu her ikisiyle de ilgili değil... Çünkü sanatta ilki ikincisinin sebebidir.

Aktör ve yönetmen Sean Penn sizin için "Helnwein yaşayan en önemli ressamdır" diyor. Sadece çalıştığınız kişiler ve arkadaşlarınız değil dünyadaki çok sayıda insan sizin çalışmalarınızı biliyor ve takdir ediyor. Bu Gottfried Helnwein'ın hiçbir zaman ölmeyeceği anlamına geliyor. Bu sizi heyecanlandırıyor mu?

Teşekkür ederim. Çok naziksiniz. Ama haklısınız! Hiçbir zaman ölmeyeceğim ve evet, bu hoşuma gidiyor.

[color:00f0=cyan:00f0]Filmlere meraklı mısınız? Eğer öyleyse, görsel anlayış olarak hangi yönetmenleri ve hangi ülke sinemasını kendinize yakın buluyorsunuz?

David Lynch, Kayıp Çocuklar Şehri, Guguk Kuşu, Kubrick, Oliver Stone, Sean Penn, Fransız Sineması, Elia Kazaan, Billy Wilder, Walt Disney... vb.

[color:00f0=cyan:00f0]Helnwein adında bir ülke olduğunu ve sizin de bu ülkenin sahibi olduğunuzu varsayın. Bayrağı nasıl olurdu? Yönetim şekli neye benzerdi? Gottfried Helnwein insanlarına nasıl bir yaşam sunardı?

Muhtemelen altın renkli Donald Duck içeren bir korsan bayrağı olurdu.

Ve ben ülkemde şunları yasaklardım; ordunun herhangi bir versiyonunu, gizli servisleri, akıl hastanelerini, psikiatristleri, hapisaneleri, borsayı, hormonlu yiyecekleri, nükleer çalışma alanlarını, Coca Cola'yı, McDonald's'ı, Kentucky Fried Chicken'ı...




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yaşayan En Önemli Sanatçılardan "G. Helnwein"i tan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İstanbul'daki Önemli Mekanlar
» çok gezen mi bilir , çok yaşayan mı???siz ne dersiniz???
» Lady Gaga'nın Saçtan Elbisesi
» KASTAMONULU SANATÇIMIZ ILGAZ(RECEP BAL)
» çok yaşayanmı çok gezenmi bilir

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GAZİ'DE İLKYAZ :: ÖNERİLENLER :: DERGİLER-
Buraya geçin: