GAZİ'DE İLKYAZ

Bu site Atilla İlkyaz'ın ''Gazi Üniversitesi - Mesleki Resim Yüksek Lisans Öğrencileri'' tarafından kurulmuştur, bir İLK'dir...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Funda Oruç
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/03/07

MesajKonu: Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"   2/5/2007, 01:25



Karaca Sanat Galerisi 2006-2007 sezonunu Cebrail ÖTGÜN'ün "DEFİNE AVI" adlı sergisi ile kapatacak. Sergiyi gezmenizi ve broşür almanızı tavsiye ederim. Broşürdeki Mehmet Yılmaz'ın Cebrail Ötgün ve çalışmaları hakkında yazdığı yazıyı mutlaka okuyunExclamation

Açılış : 3 Mayıs 2007
Sergi 4-31 Mayıs 2007


Karaca Sanat Galerisi
Karanfil Sokak No:20
Kızılay ANKARA Tel:0312 418 78 73


CEBRAİL ÖTGÜN VE DEFİNE AVI

1962 yılında Iğdır ‘da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesinde Yüksek Lisans (1990), Marmara Üniversitesi Sanatta Yeterlik (1995) çalışmasını tamamladı.1988-1995 tarihleri arasında İnönü Üniversitesinde, 1995 -2006 arası Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde öğretim elemanı olarak çalıştı. Halen Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Aralarında 11. Hindistan Trienali, 23. İskenderiye Bieanali, 1.Buca Uluslararası Sanat Buluşması olan 5 uluslararası sergiye katıldı. Yurtiçinde çok sayıda grup sergilerine katıldı ve 11 kişisel sergi açtı. Toplam 7 ödül aldı.

Bu sergide sanatçı, Define Avı başlığı ile, 1997 yılından bu yana Ankaralı sanatseverlere sergileyemediği bazı çalışmalar ile son dönem çalışmalarını bir araya getiriyor. Sanatçının seçmiş olduğu bu başlık bir arayışa işaret ediyor. Metaforik anlamda hem geçmişe hem de yaratıcılığın olmazsa olmaz tetikleyicisi olan heyecan ve merak kavramlarına bir gönderme yapıyor. Ayrıca konu farklılıkları, uzun bir süreçte oluşan birçok işin içinden işlerin seçimi bu başlığın içeriğini oluşturmaktadır. Sergide hem resim hem de değişik malzemelerle yapılmış işler yer alıyor.

Sanatçı resimlerinde geleneksel malzeme olan yağlıboyanın yanı sıra kum, saman, talaş, kağıt hamuru gibi yoğrulabilen, dönüştürülebilen doğal malzemeler de kullanmaktadır. Doğal malzemenin anarşist yapısı ve yarattığı gerilim sanatçının çalışmalarında ön plana çıkar. Resimlerinde konu olarak çocukluğunun geçtiği bölgenin simgesel görünümlerini, mitolojik konuları, söylenleri (efsane), etkilendiği güncel olayları ve olguları seçer. Kompozisyonlarını genellikle soyut bir düzenleme içinde, konunun sanatçıda bıraktığı etkileri simgesel, dışavurumcu biçim çeşitlemeleri ile ele alır. Seçtiği konulara göre hem malzemede hem de biçimsel çözümlemede olabildiğince özgür davranan sanatçı, sanatsal dilin biçimle değil düşünceyle, süreçle, yaklaşımla ilgili olduğunu düşünüyor.

Bu konuya sanatçı şöyle vurgu yapıyor:

”Biçimin sürekliliğine itaat etmek ve üslup oluşturmak adına bunda ısrarcı olmak diktatörlüktür, faşizmdir. Bize demokrasi gerek.”

_________________


En son tarafından 5/5/2007, 14:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Funda Oruç
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/03/07

MesajKonu: Geri: Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"   5/5/2007, 00:17

Açılışdan görüntüler...

(Büyük boy için resmin üzerine tıklayın)




Venüs'ün Doğuşu


Başkalaşım



Güvercin Tedirginliği

DEFİNESİNİ PAYLAŞIMA AÇAN SANATÇI: CEBRAİL öTGÜN (Mehmet Yılmaz'ın yazısı)
Cebrail Ötgün resme, resmin gücüne inancını yitirmemiş sanatçılardandır. Resim onun sanatının varoluş merkezidir, sığındığı limandır. Zaman zaman farklı sulara açılsa da döner dolaşır sığınağına, varoluşunun merkezine geri döner. Yanlış anlaşılmasın,Cebrail Ötgün sanatta disiplinlerarasılığı önemsemeyen değil, tam tersine önemseyen, öğrencilerine de öneren bir sanatçı ve öğretim üyesidir. Onun özenle belirttiği şey, sanatın merkezinde resim olduğudur. Bu onun bir duruşu olduğunu, durduğu yeri bildiğini, sahiplendiğini ve o yere inandığını gösterir.

Baştan itibaren, belli temalarda yoğunlaşan, diziler halinde resimler yapan ve bu dizilerin her birini kişisel sergi olarak izleyicilerin karşısına çıkaran bir sanatçı Cebrail Ötgün. Geleneğini bozmadı ve bu sergisini de bir başlık altında gerçekleştirdi: Define Avı. Ancak, diğerlerinin aksine bu sergideki resimlerönceden belirlenen belli bir tema bağlamında yapılmadılar. Sanatçının 1997 yılından bu yana Ankaralı sanatseverlere göstermediği bazı çalışmalar ile 2007 tarihli çalışmalarından meydana gelen bir seçki bu. Serginin adının Define Avı konmasının nedeni de bu zaten. Önemsediği bazı resimlerin (başka yerlerde sergilenmiş olsa bile) Ankara'da sergilenmediği, dolayısıyla da gömüldüğü gibi bir duyguya kapıldığı için, fırsat bu fırsat, onları yeniden gün ışığına çıkarmaya, paylaşıma açmaya karar verdi sanatçı. Serginin ilk resimlerininden Venüs'ün Doğuşu Mersin'de; Leonardo'nun Vasiyetnamesi Adana'da; Siyah, Beyaz, Gri Gecesel İskenderiye Bienali'nde ve Başkalaşım Hindistan Trienali'nde sergilenmişti. 2007 tarihli son iki grup ise ilk kez bu sergide görücüye çıkan Güvercin Tedirginliği ve Ebu Garib Çıkmazı adlı resimlerden oluşuyor.

Define Avı, zorunluluktan öte, gizemli bir arayışa işaret ediyor aslında. Hem geçmişe hem de yaratıcılığın temel tetikleyicileri olan heyecan ve merak kavramlarına bir gönderme, bir eğretileme var burada. Gerçekten de hem izleyici hem sanatçı için vazgeçilmez dürtülerdendir heyecan ve merak. Sanatçı da , izleyici de meraklandırılmaya, şaşırtılmaya eğilimlidir. Şaşırmalıyız ki, heyecanlanalım; heyecanlanmalıyız ki, yeni bir şey öğrenelim; öğrenelim ki, mutlu olalım. Gombrich, Sanat ve Yanılsama adlı kitabında, "Eski Yunanlılar, şaşkınlık duymanın bilmenin başlangıcı olduğunu ve artık şaşırmadığımızda, bilgimizi yitirme tehlikesiyle karşılaştığımızı söylemişlerdi" derken, bundan bahsediyor kuşkusuz. Ancak, madalyonun bir de öteki yüzü var. Şaşırmak ve bilmek mutlu ettiği gibi, mutsuz da eder insanı. Gizli kalmış güzel bir şeyin farkına vardığımızda ya da bir sorunu çözdüğümüzde mutlu oluruz; ancak, çirkin ve acı bir şeyle karşılaştığımızdaysa (hele bir de elimiz kolumuz bağlıysa) "keşke görmeseydim" der mutsuz oluruz. Görmediğimizde yok saymak kolaydır nasıl olsa. Bu sergideki 2007 tarihli işler işte bunları sorgulamamız için bir kapı aralıyor bize. Düşüncesini açıkladığı için bir insanın ölüm tehditleri aldığını, dahası, katledildiğini bilmek ya da Ebu Garib hapishanesindeki mahkumların akıl almaz işkencelerden geçirildiğini bilmek, o olaylara ilişkin haber ve görüntülerle karşılaşmak merakımızı körükleyebilir, ama mutlu etmez bizi.

Sergide çoğunluğu resim olmak üzere, değişik malzemelerle yapılmış işler var. Ancak, konu, malzeme ve yapılış tarihleri ne olursa olsun, hepsine nüfus eden ruh derhal gösteriyor kendini. Sadece boyayla yetinmeyen; kum, saman, talaş, kağıt hamuru gibi yoğrulup dönüştürülebilen doğal malzemeleri de devreye sokan tatminsiz bir ruhtur bu. Doğal malzemenin anarşist bir niteliği olduğuna, bunun da yapıtın gerilimine yansıdığına inanıyor Cebrail Ötgün. Bu yüzden, üzerini boyamış olsa da malzemenin (kum, saman, talaş, kağıt ya da kağıt hamuru olarak) açıkca kendisini göstermesine izin veriyor.

Yaptığımız söyleşilerin birinde, tuval ve boya dışı malzemenin bir resmi yenilikçi yapmaya yetmediğini söylemişti. Düşünmeye değer bir konu bu. Evet doğru, tek başına malzeme yetmez yeni bir yapıt oluşturmak için. Ancak, tuval ve boya dışı malzemenin bir resmi bambaşka bir havaya soktuğu da bir gerçektir. Picasso'dan Duchamp ve Beuys'a, Kiefer'dan Tapies ve Paik'a kadar, birçok sanatçının farklı malzeme ve araçları devreye sokmasının nedeni budur. Ve, kendini bu geleneğe yaslayan Cebrail Ötgün için de geçerlidir bu arayış. Yalnızca boya ve tuvalle yetinmemesinin nedenlerini, tatminsiz ruhunun yanı sıra, malzeme ve aracın başkalaştırıcı doğasında da aramalıyız. Üretim araçları ve yeni malzemeler yalnızca ürünü değil, sanatçıyı da başkalaştırır.

Karşılıklı olarak malzeme ve Cebrail Ötgün birbirini başkalaştırmış, sonuçta bir Cebrail Ötgün resmi çıkmıştır ortaya. İzleyici, konudan ziyade öncelikle resmin maddi varlığıyla, biçime sokulmuş malzemeyle yüzleşir. Dizi resimlerinin çoğunda, yüzeydeki renkler ne kadar canlı olursa olsun, alttaki kum ve talaş ısrarla varoluşlarını dayatırlar. Malzeme yalnızca bir bahane, araç değil, resimsel varoluşun ta kendisidir; ancak, düşünceyle yoğrulmuş bir varoluştur bu.

_________________


En son tarafından 5/5/2007, 03:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Funda Oruç
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/03/07

MesajKonu: Geri: Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"   5/5/2007, 01:55


Jan Van Eyck (Arnolfi'nin Evlenmesi,1434)
"Johannes de eyck fuit hic" (Jan Van Eyck'da buradaydı)



Cebrail Ötgün (Leonardo'nun Vasiyetnamesi,2007)
Astralcat'de oradaydı!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"   Bugün 15:29

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cebrail ÖTGÜN "DEFİNE AVI"
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» "Korelilerin Kökeni"
» "Zoraki Prens (Goong "S") Dizi Müzikleri (OST)
» " Av Kitabı : Neferet " Tanıtım Videosu
» Manga "Sora no Otoshimono" Animeye uyarlanacak
» "Isinize yariyacak Seyler" bölümü ile ilgilenen yetkililer

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GAZİ'DE İLKYAZ :: DUYURU PANOSU :: SERGİLER-AÇILIŞLAR-
Buraya geçin: